|
Çirkin bir işgüzarlık
Mustafa Dağ
Osman
Ağa hakkında bu köşede yeni bir yazıyı O’na yakışır
bir heykelin açılış töreni gününde yazmayı
bekliyordum.
Doğruyu bulmak uğruna aylar, hatta yıllar
boyu süren mücadelemizin; 2 Nisan 2002 gecesi ünlü
tarihçi ve yazarların katılımıyla Giresun
TEMPO TV’
de yapılan açık oturum sırasında,
eski belediye başkanı, yeni milletvekili adayı Mehmet
Işık’ın zoraki de olsa “ Osman Ağa’nın
yeni bir heykelini yaptıracağız” sözü ile
noktalandığını sanıyordum.
Aldanmışım.
Giresun’un “Mangal Yürekli Yiğit”
ine karşı bir takım gizli güçlerin veya “İşgüzarların”
anlamsız saldırıları durmak bilmiyor.
Şimdi de O’nun Giresun
Kalesi’nin en yüksek noktasındaki mezarının
Türkçe kitabesi üzerinde tahrifatlar yapılmış,Osmanlıca
kitabe ise tamamen kazıtılıp yok edilmiş.
Bana göre tam bir işgüzarlık örneği.
Bilmeyenlere hatırlatıyorum.
Üzerinde kendi başınıza değişiklik
yapmaya kalktığınız bu anıt mezar, İstiklal
Mahkemesi Başkanı Kılıç Ali’nin verdiği rapor sonrası
bizzat Atatürk’ün emri ile inşa edilmiştir.
Cumhuriyet
Şehidi
olmasının ardından, mahşeri bir kalabalığın
Kale’de Kurban Dede’nin yanında toprağa
verdiği Osman Ağa’nın naaşı 2 yıl
sonra, 1925 yılında buraya taşınmıştır.
Osman
Ağa
o tarihten beri kalenin en yüksek ve en güzel
yerinden Giresun ve Karadeniz’ i
selamlamaktadır.
Osman
Ağa’nın
mezar kitabesi de bu devletin yöneticilerinin
bilgisi dahilinde ve emirleri doğrultusunda yazılmıştır.
Yıllar boyu okuduğum kitabede bu yurdun
insanlarını rahatsız edecek en ufak bir kelime göremedim.
Ayrıca bu mezar 1. derecede SİT bölgesi
içinde yer alan ve Giresun’daki tescilli tarihi
eserlerden bir tanesidir.
Bu eser üzerinde yapılacak en ufak bir
değişiklik için Anıtlar Yüksek Kurulu’nun,
metin üzerinde yapılacak değişiklikler için ise
akademisyenlerin, tarihçilerin, hatta ailesinin görüşünü
ve iznini almak gerekmez mi?
Eğer bu prosedür yerine getirilmeden,
yangından mal kaçırırcasına, bir gece ansızın,
hiç kimsenin haberi olmadan bu iş yapılmışsa
bunun adı düpe düz “Tarihe saygısızlık”
veya “İşgüzarlık”tır. Hatta, eski
belediye başkanının neden olduğu ve bir yıl süren
heykel tartışmasının hemen ardından yapılan bu
iş, işgüzarlık değil alenen “Osman Ağa Düşmanlığıdır”
30 Ağustoslarda Afyon’daki Giresun
Şehitliği’ nde yapılan son törende “İlk
defa katılan Giresun Valisi” sıfatıyla
yeralan ve burada yaptığı konuşma ile herkesin gözlerini
yaşartan Ali Haydar Öner’in böylesine
bir sorumsuzluğun içinde nasıl yer aldığına
hala inanamıyorum.
Olaydan mutlaka haberi olduğuna inandığım
Giresun eski Belediye Başkanı Mehmet Işık’ın,
sorumluluğu altındaki şehrin içindeki bir tarih
tahribatına nasıl göz yumduğuna bir anlam
veremiyorum.
Eğer Osman Ağa’nın
kitabesindeki değişiklik ve tahribatlar eski vali Ali
Haydar Öner’in açıkladığı gibi “Milli
Güvenlik Siyaseti” içinde yapıldı
ise, bu özel talimatı verenleri bilme ve devletin
valisini böyle anlamsız bir işe alet edenleri öğrenmek
isteriz.
Hele hele Ali Haydar Öner’in
“Haberim yok” dediği eski yazı
kitabenin gizlice kazıtılması olayının suçlularının
birer birer ortaya çıkarılıp Giresunlulara teşhir
edilmesini bekleriz.
Yok eğer öyle bir özel emir yok ise; “Bizi
Türkiye’ye rezil eden” ve akıllara bin türlü
soru getirip, Osman Ağa ve Giresun Tarihi için
en güzel çalışmaları ortaya koymuş bir önceki
dönemin masum yöneticilerine bile çamur atılmasına
neden olan bu sorumsuzluğun sorumlularını tek tek
tanımak ve tanıtmak isteriz.
Giresunlu, Giresun’ a kimlik olmuş
unsurlarına her türlü siyasetin üzerinde sonuna
kadar sahip çıkmak zorundadır. Osman Ağa’
da bu kimliklerden biridir.
Alnımıza kapkara bir çamur gibi yapışan
bu pisliği en kısa sürede temizlemek zorundayız.
Aksi halde hiç kimse ortaya çıkıp “Osman
Ağa’nın Torunları” olmakla heriflik
taslamasın.
Şimdilik kalın sağlıcakla.
|