|
GİRESUN’LU
UYUMA !
Hüseyin
MÜMTAZ
Uyuma
Giresunlu.. Kaldır üzerindeki ölü toprağını.
Yunanlı’nın
tankla, topla, gemiyle gelemeyeceğini biliyor ve
hep söylüyordum. Bir sabah yataktan kalkıp da
mahmur gözlerle denize bakarken Ordu taraflarından
kara kara dumanlarla gelen Yunan zırhlılarını
asla görmeyeceksin.
Ya
gece karanlıkta uğursuz mezar hırsızları gibi
gelecekler, karlı, yağmurlu, göz gözü görmeyen
puslu havaları seçecekler.
Yahut
sen evden çıkmazken, pijamanla televizyonda bilmem
ne vole seyrederken onlar işi bitirip, malı götürecekler.
Güneşli
günlerde sen kuytu lokal köşelerinde derin
politika ile uğraşırken gözünden sürmeyi çekecekler
haberin olmayacak.
O
çok övündüğün, herkesin; 24 saat bütün
Giresunlunun gözü
önündeki kaleye kilise inşa edip haç takmadıklarına
dua et.
Sıra
ona da gelecek..
Sokakbaşı’nda
meğer Giresun Katolik Kilisesi varmış, haberin
var mıydı?
Okullarında
ilkokul çocuklarına Kurtuluş savaşını hem de
hemşehrin olan “eşkiyaların” yaptığı anlatılıyormuş,
haberin var mı?
Öcalan’ı
asmazsanız başka ne bekliyordunuz ki?
Osman
Ağa‘nın Kale’deki kitabesinden Koçkiri Kürt
Ayaklanması ve Yunanlılarla olan mücadelesini
anlatan bölümleri kazıyanlar ya Yunanlıdır, ya
peşmerge..
Eminim
Abdullah Öcalan rezidansından günlük yazdığı
köşe yazılarıyla talimat vermiş, Osman Öcalan
da gelip Koçkiri bölümünü; Savvas Kalendiridis
de gelip Yunanlı bölümünü kazımışlardır.
Sen
fındıkla, balıkla, kısır kasaba politikalarıyla
uğraş.
Bir
önceki Jandarma Bölge Komutanı Onurlubaş Paşa
uyarmamış mıydı?
Yunanlı
yazar Yorgo Andreadis'in, Pontusçuluk hayalini dile
getirdiği kitaplarının yöreye gizlice sokularak
dağıtıldığını belirten Onurlubaş, yöreye
Rumlar tarafından turizm gezisi adı altında düzenlenen
bazı turlarda, Pontusçuluk propagandasının yapıldığını
ifade ederek, şunları söylememiş miydi: (Aralık
2001)
“Yunanistan'ın
Trabzon'a konsolosluk açmak istemesinin en önemli
nedeni, yöre üzerindeki pontusçuluk hareketlerine
yardımcı olmaktır.
Yunanistan
Başkonsolusu'nun sık sık yapmış olduğu Doğu
Karadeniz gezisinin temelinde de bu Pontusçuluk düşüncesi
yatmaktadır.
Yunanlı
işadamlarını, (çevreciler) adı altında bir
gemi ile Trabzon Limanı'na demir attıran yine bu düşüncedir.
Yunanistan'dan yörenin muhtelif yerlerine, turizm
adı altında yapılan tur organizasyonları, bu
konudaki bazı misyoner çalışmalara yardımcı
olmak için düzenlenmiştir. Pontusçuluk
faaliyetleri konusunda yöre insanımız daha
dikkatli ve uyanık olmalıdır. Yöre insanı her
zamanki duyarlılığını bu konuda da göstermelidir.
Bu hassas ve önemli konuyla ilgili 156 Jandarma İmdat
telefonuna ihbar yapılmasını bekliyoruz.''
Hayatında
156’yı hiç aradın mı Giresunlu?
Arayıp
“devlet”e haber verdin mi?
Giresun’un
bir önceki vali ve belediye başkanlarının da
ihmallerinin olduğunu düşünüyorum.
Politikaya
atılan ama listeye giremeyen Vali İçişleri
Bakanlığından gene görev isteyecekmiş!
Burnunun
dibindeki kitabeye sahip olamayan valiye görev
verilmemelidir.
Burnunun
dibindeki kitabeye sahip olamayan belediye başkanı
seçilmemelidir.
Mahalli
televizyonlar şimdi kitabenin kazınması üzerine
program yapıp tepkileri yansıtıyorlar.
Habercilik
bu değildir. Asıl habercilik kitabeyi kazıyan
mezar soyguncularını bulup teşhir etmektir. Bulanık
suda balık avlamayın.
Bakın
şu haber Baki Paşa’yı onaylar biçimde 14 Ekim
2002 tarihli Türkiye Gazetesi’nde çıktı:
“ANKARA
- Yunanistan Hükümeti, Karadeniz Bölgesi’nde
Pontus faaliyetlerini sürdürebilmek amacıyla 2003
yılı için bir milyon dolarlık bir ödenek ayırdı.
Söz konusu ödenek yurt dışında yaşayan Yunanlılar
Konseyi aracılığıyla kullanılacak.
Türk
istihbarat birimlerine ulaşan bir rapora göre,
Yunanistan bir yandan Gürcistan, Abhazya, Rusya,
Ermenistan ve Azarbeycan’dan gelen Rumları Türk
azınlığın yaşadığı Batı Trakya’ya yerleştirerek
buradaki demografik yapıyı Türk azınlığın
aleyhine bozmaya çalışırken bir yandan da Türkiye’ye
yönelik Pontus faaliyetlerini artırmak için
harekete geçti. Yunanistan Hükümeti, Karadeniz bölgesindeki
Pontus faaliyetlerini sürdürmek amacıyla 2003 yılı
için bir milyon dolarlık ödenek ayırdı.
Karadeniz’deki Pontus faaliyetlerinde Gürcistan’da
yaşayan ve Yunanlı yetkililer tarafından
‘Pontuslu’ olarak adlandırılan Yunan asıllıların
da etkili olduğu belirtildi. Raporda, Pontus-Ermeni
soykırımı iddiaları kapsamında Türkiye’ye
maksatlı gezileri Yunanistan’ın teşvik ve
finanse ederek yönlendirdiği belirtilerek, bu amaçla
Türkiye’ye giriş yapan Pontus hayalcisi Rumların
1988 yılından itibaren Yunanistan vatandaşlarına
vize uygulanmamasından yararlanarak Türkiye’ye
giriş yaptıkları kaydedildi. Bu ziyaretlerin asıl
hedefinin Trabzon-Rum İmparatorluğu hayalinin
canlandırılması ve Türkiye’nin toprak bütünlüğünü
tehdit eden bir amaç taşıdığı belirtildi.
Pontus hayalcisi Rumların, özellikle Doğu
Karadeniz bölgesine yönelik amaçlı gezilerinde
bu bölgelerdeki yöresel kültür özelliklerini
‘Pontus Kültürü’ gibi göstererek propaganda
yaptığı kaydedilen raporda, bu bölgeden üniversite
özlemi ve iş beklentisi içinde olan gençlerin de
kandırılarak Yunanistan’a götürüldüğü
bildirildi”.
Şu
satırlar da Eylül 2002 tarihli National Gegraphic
dergisinde yayınlanan “Tanrılar Diyarı:Karadeniz”
başlıklı yazıdan alındı:
“Ancak
bu yörede farklı kimlikleriyle göze çarpanlar
yalnızca Lazlar değil. Birbirine paralel uzanan Kaçkarlar
ve Kuzey Anadolu Dağları’nda Çepniler, Hemşinliler
ve Rumca konuşan Müslümanlar da yaşar. Lazlar ve
Hemşinliler gibi kadim yerli halkların yanı sıra,
burada yaşayanlardan bazılarının kökenlerinin
ortaçağ Avrupası’na, yani Bizans’a dayandığına
inanılır. Ana dilleri Rumca’nın bir ağzı olan
bir grup, günümüzde Müslüman ve Türk olsa da,
kimilerine göre onlar İslâmiyeti kabul etmiş
Bizanslıların soyundan gelir.”
Şimdi
bu satırlar “AB Uyum yasaları”na tamamen uyan
bir “birleştiricilik” mi?
Birleştiricilik
buysa “bölücülük” nasıl oluyor?
Yöneticilerimiz
uyuyor mu?
“Tanrılar
Diyarı Karadeniz”de yaşayan yetmiş iki millet
cinsi ile cibilliyeti ile sayılıyor, aralarında
bir tek Türk yok!
Bunu
yazan Çepnilerin, Oğuz’un has boylarından biri
olduğunu bilmez mi?
Neden
örtüyor bunu?
Bölgede
yazıda söylendiği gibi “Türk” yoksa tabii
Osman Ağa kitabesinden Kürt ve Yunanlı lâfları
silinir!!
Yok
mu?
Bak
Yunanlı 2003 yılı için Pontus’a bir milyon
dolarlık ödenek ayırmış ey Giresunlu!
Sen
ne yaptın? 156 Jandarma İhbar hattını kaç kere
aradın?
Peşmergeler
veya Kalenderidis’ler yarın kapını çalınca
“Yandım Allah” deyip sakın bana başvurma..
Demedi deme.
Uyan
Giresunlu!... Dedelerin sokakta bulmadı bu vatanı..
Önce
Koçkiri’de “gönüllü” kuvvetlerinle Kürt
ayaklanmasında Atatürk’ün “Birinci
Cumhuriyet”ini korudun.
Sonra
Sakarya’da Yunanlı’ya karşı Giresun Askerlik
Şube Başkanı Binbaşı Hüseyin Avni Alparslan
komutasında, komutanıyla beraber bütün bir alayını
“gönüllü” şehit verdin.
“Sakarya
melhamei kübrasında Giresun uşakları da vardı”..
Hem
ne vardı!!!
Git
meydana o yazıyı bir daha oku.
Şehre
yeni atanan kamu görevlileri de okusun, nerede görev
yaptıklarını öğrensin.
Söz
konusu olan salt Osman Ağa değildir, o bir semboldür.
Çıt çıkarmazsan yarın sıra senin dedelerinin
mezar taşlarına gelecektir. Onların üzeri kazınacaktır.
Yarından
tezi yok git bak, yoksa zaten kazınmış mı?
Geçmişini
koruyamazsan, bu gününden, geleceğinden nasıl
emin olacaksın?
Çocuğunun,
torunun yüzüne nasıl bakacaksın?
Senin
geçmişin yok mu, köklerin yok mu?
www.giresungazete.net
15.10.2002
|