|
Tarihimizi
çalıyorlar !
Hüseyin
Mümtaz
Haberi
önce Trabzon’dan telefon ettiğim İstanbul’daki
Ayhan Yüksel’den aldım.. “Abi” dedi,
“Duydun mu Osman Ağa’nın kitabesini kazımışlar.”
İnanmak
istemedim. “Olur mu öyle şey, Giresun’u başlarına
yıkarız” dedim.
12
Ekim sabahı 06
sıralarında internette Giresungazete.net’i açınca
da beynimden vurulmuşa döndüm.
Haber
doğruydu.
Peki
Ayhan İstanbul’da, ben Trabzon’da olayı öğreniyorduk
da Giresun’daki “arkadaşlar” ne yapıyorlardı?
Giresun
halkı, sivil toplum örgütleri, resmî, sivil
yetkilileri ne yapıyorlardı?
Esnafı,
bürokratı, öğretmeni, eczacısı, doktoru, kapıcısı
ne yapıyordu?
Bir
süre önce bu köşede yayınlanan “Üç Şehir”
başlıklı yazımızda Giresun’da halâ bir kent
kültürü oluşamadığını, köyden kente göçenlerin
kentlileşmeyip, kenti köylüleştirdiğini, dolayısı
ile kenti ve kentin ortak değerlerini bir türlü
benimseyemediklerini yazmıştık.
Giresunlu
halâ kendi kısır cemaat, kabile, aile içi
problemler ile meşgul.
Aksi
olsaydı bu ve bunun gibi birkaç olaya mutlaka
tepki gösterilirdi.
Halkın
ortak tepkisinden korkulacağı için de hangi
densiz yaptıysa, buna cesaret edemezdi.
Anlı
şanlı öğretim üyelerimiz “bana ne” deyip
akademik toplantı düzenleme görevini akademik
kariyersiz-karizmasız okutmanlara bırakırsa;
sendika ağalarımız, çarıklı politikacılarımız
“derin siyaset” ile bu kadar içli dışlı olup
gözleri seçimden-seçilmekten başka bir hiç şeyi
görmezse, otomobil acentelerimiz “bana ne”
deyip etliye sütlüye karışmazsa elbette Sokakbaşı’ndaki
Çocuk Kütüphanesi onarımında aylardır “TC Kültür
Bakanlığı Giresun Katolik Kilisesi İnşaatı”
levhası durur.
Giresun’da
Katolik mi vardır?
Onlar
bu kadar “yavaş” olursa elbette Denktaş
Giresun’a geldiğinde “Son Giresun Rum
Metropoliti’nin evi” ziyaret ettirilir, mahalli
yemekler orada ikram edilir.
Giresun’da
Denktaş’a mahalli yemek ikram edecek “eşraftan
biri” yok muydu?
Denktaş
hayatında hiç mi papaz görmemişti?
Bu
ziyaret hangi askerî ve mülkî erkânın
denetiminden, nasıl geçmiştir?
Bu
gün Osman Ağa’nın kitabesinin eski yazı bölümünü
kazıyorlar, ses vermezsek yarın sıra yeni yazı
ile olan bölüme gelecek.
Yarın
sıra kabristandaki dedelerimizin mezar taşlarına
gelecek.
Tarihimizi,
belleğimizi, kültürümüzü çalıyorlar.
Geçmişle
bağımızı koparıyorlar.
Osman
Ağa’nın hayat hikâyesinin hangi bölümünden
rahatsız olup da kazımışlardır?
Rumların
çanına ot tıkamasından mı, Koçkiri Kürt
ayaklanmasında Cumhuriyeti korumasından mı, Atatürk’ün
muhafızlığını yapmasından mı?
Kurtuluş
Savaşı’na gönüllü alayı ile katılmasından
mı?
2003’ün
Nisan ayında mezar başında okul öğrencilerini
ne yüzle toplayıp anma yapacaksınız? O kitabe
oraya takılmadan “askeri ve sivil erkân” gelip
o anmada bulunacak ve kocaman kocaman lâflar
edecekler mi?
Cumhuriyet’in
kazanımları birer birer elimizden alınıyor,
dikkat edin. Sezen Aksu 30 Ağustos’u rafa kaldırmıştı
da biz “İzmir’in Valisi yok mu?” demiştik.
(Bakınız “İzmir’in Kavakları” başlıklı
yazımız.)
Giresun’a
“yine” yeni bir Vali geldi. Cumhuriyet düşmanları
İzmir’den sonra Giresun’da sahne aldılar, yeni
Vali’nin, daha da önemlisi halkın tepkilerini
test ediyorlar?
Yeni
Giresun Valisi’nin dün, (11 Ekim 2002) Dünya
gazetesi’nde Kerkük’le ilgili ve son derece doğru
tespitleri bulunan bir yazısı yayınlandı. (Aynı
yazının, Giresun Vilayeti’nin resmî internet
sitesinde neden yer aldığını da anlayamadık! )
Aydın,
tarihe meraklı, kökleri ile bağlarını koparmamış
olduğu anlaşılan Sayın Nasuhbeyoğlu’na “Hoş
geldin” demek için Osman Ağa’nın kitabesinin
düzeltilmesini bekleyeceğiz.
Kerkük’le
ilgilenmek elbette iyidir de önce Arestias Adası,
Triapoli Plajı, Katolik Kilisesi ayıplarından
kurtulmak lâzımdır.
Kapımızın
önünü süpüremezsek, uzak coğrafyalardaki
eskimeyen ufuklara nasıl yelken açacağız?
www.giresungazete.net
12.10.2002
|