|
Milli
Mücadele kahramanımız, Cumhuriyet şehidi
Giresunlu Yarbay (Topal) Osman Ağanın anıt
mezarına yapılan saldırının ardından 6 ay geçmesine
rağmen suçluların henüz net olarak ortaya
konulamamış, haksızlığın giderilmesi ve bir
arpa boyu yol alınamamış olması ne denli planlı
bir saldırı ile karşı karşıya kaldığımızı
ortaya koyuyor.
Ekim
2002 başında Türkiye’nin resmi müracaatı
yapılmış ilk mahalli günlük İnternet
gazetesi olan Giresun Işık Online Gazetenin
www.giresungazete.net adresinde ortaya çıkardığı
milli skandalın ardından, zamanın Giresun
Valisi Ali Haydar Öner yaptığı açıklamada,
"Anıt mezardaki Türkçe metni milli
siyasetin gereği olarak düzelttik" derken,
tarihi dokumuza bir saldırı olarak kabul edilen
Osmanlıca kitabenin tamamen kazınarak yok
edilmesi konusunda ise bir bilgilerinin olmadığını
açıklamıştı.
Gazetemizde
çıkan haberleri ihbar kabul ederek yakından
olaya eğilen, Genel Başkanlığını Emekli
Orgeneral Necati Özgen'in yaptığı Müdafaa-i
Hukuk Vakfı Başkan vekili ve eş başkanı
emekli vali Mahmut Yılbaş tarafından yine zamanın
İçişleri Bakanı Muzaffer Ecemiş’e bir
mektup vasıtasıyla yönelttiği "adı geçen
Valiye hangi makam ve mercii ‘Milli Güvenlik
Siyaseti doğrultusunda uyarıda’ bulunmuştur?"
sorusu üzerine harekete geçilmiş Mülkiye müfettişleri
tarafından soruşturma başlatılmıştı.
Giresun
Gazete Net, soruşturma esnasında eski Giresun
Valisi Ali Haydar Öner’e yöneltilen sorular
karşısında yaptığı savunmanın tam metnini
ele geçirirken, nasıl organizeli bir tahribata
girişildiğini ortaya çıkardı.
Halen
merkez valiliği görevinde bulunan Ali Haydar Öner;
emri, Başbakanlık Uygulama Takip ve Koordinasyon
Kurulu (UTKK) tarafından aldığını ileri sürerken,
bir süre önce makamında ziyaret ettiğimiz yeni
Giresun Valisi eski İçişleri Bakanlığı
Personel Genel Müdürü Mustafa Kara ise adı geçen
kurulun verdiği emirde net bir ifadeye yer
vermemesine dikkat çekerek, sonuç bölümünde
yer alan “...olmamakla beraber, oluşabilecek
propagandalar gözönüne alınarak kitabedeki yazıların
değerlendirilerek gereğinin yapılması”
ibaresi üzerine bir nev’i tavsiyede bulunduğunu
belirtmesi olaya değişik bir boyut kazandırdı.
Osman
Ağa anıtı hadisesinin, ülkemizde ve özellikle
Karadeniz bölgesinde son yıllarda kurulması amaçlanan
“Rum Pontus Devleti” faaliyetleri ile ilgili
faaliyetlerin had safhaya ulaştığı günlerde eşzamanlı
ortaya çıkan olayın planlı bir çalışmanın
ürününün olup olmadığı tartışılıyor!..
Mülkiye
müfettişlerinin soruşturması esnasında eski
Vali Ali Haydar Öner’in ele geçirdiğimiz yazılı
savunması ile UTKK tarafından aldığı emrin
arasında yorum farklılıklarının bulunması
hayrete düşürdü.
İşte
Mülkiye Başmüfettişi Mithat Dumanlı ve Mülkiye
Müfettişi Abdullah Özbek’e hitaben yapılan
yazılı savunmanın tam metni;
“İlgi
: a) İçişleri Bakanlığı’nın 13
Haziran 2001 gün ve Müsteşarlık – İzleme
Grubu
Başkanlığı 102 sayılı emri. b) 19 Kasım
2002 gün ve Mülkiye Müfettişliği 52/28-05 sayılı
yazınız.
İlgi
(a) emirle UTKK (Başbakanlık Uygulama Takip ve
Koordinasyon Kurulu)’dan alınan yazıda
“Milli Mücadele Kahramanlarından Topal Osman Ağa’nın
mezarında yer alan “Pontusluların imhasında
vazife aldığının” belirtilmesinin maksatlı
çevrelerce kullanılacağı duyumunun alındığı
belirtilerek gereğinin yapılması ve 3 Temmuz
2001 tarihine kadar bilgi verilmesi talimatlandırılmıştır.
Emir
tarihinde bir Giresunlu Hemşehrimizin başkanlığında
çalışan ve bünyesinde İçişleri Bakanlığı
Müsteşarı, Emniyet Genel Müdürü, Genel
Kurmay temsilcileri, Milli İstihbarat Teşkilatı
mensupları ve diğer ilgililerden oluşan yetkin
ve seçkin bir kurul niteliğinde ki UTKK’nun İçişleri
Bakanlığına, oradan da dönemin Müsteşarı
– Vali Saim Çotur imzasıyla Valiliğimize gönderilen
emrin alınmasını müteakip mezarın bulunduğu
Giresun Kalesinin hizmet ve kullanım sorumluluğunun
Belediye’de olması nedeniyle dönemin Belediye
Başkanı sözlü olarak (emir yazısı gösterilip
okutulmak suretiyle) bilgilendirilmiştir.
Çok
önceden programlanan yıllık iznime 27 Haziran
2001’de ayrılışımı takip eden günlerde
Vali Yardımcısı Hasan Karahan vali vekili sıfatıyla
arayarak “Özel Kalem Müdürlüğü Müdürlüğü’nce;
Bakanlığın günlü emrinin kendisine hatırlatıldığını”
ve “Ne yapması gerektiğini sormuştur. Vali
Yardımcısına “Emrin yeterince açık ve anlaşılır
olduğu...” ifade edilmiş, izin dönüşü (8
Temmuz 2001)’nü takip eden tarihlerde ise Vali
Yardımcısı tarafından Vali Vekili, sıfatıyla
3 Temmuz 2001 tarihinde bilgi verildiği öğrenilmiştir.
Benim
konu hakkında ki bilgim yukarıdakilerden
ibarettir. Dönemin İl Jandarma Komutanı Aydın
Bacık ile İstihbarat Şube Müdürü Ali (Alp)
................. Yüzbaşı’da “Konu ile
ilgili olarak; Genel Kurmay Psikolojik Hareket
Timleri tarafından değerlendirmeler yapıldığını
ve “Pontusluların imhası” ibaresinin Pontusçu
çevrelerce istismar edilebileceği yolundaki kaygılarını
dile getirdiklerini” ifade etmişlerdir.
Konunun
basına yansıtıldığı ve polemik konusu yapıldığı
Eylül-Ekim 2002 tarihlerinde görevde olmayışım
nedeniyle Yetkili Kurul ve Makam emirlerini
uygulamak üzere nasıl bir çalışma yapıldığını
sorgulamak-öğrenmek imkanı bulunamamıştır.
Osmanlıca metin ile ilgili iddia ve soru üzerine
konuya ilk kez muttali olunmuş, basın toplantısından
hemen sonra Osman Ağa’nın torunu Osman
Feridunoğlu ile şimdiki Belediye Başkanı Hasan
Karaibrahim ile görüşülerek bilgi alınmış,
“Bir iddiaya göre 5 yıl önce, bir diğer değerlendirmeye
göre eş zamanlı olarak” yapıldığı iddia
edilen –varsa- kazımanın yanlışlığı
vurgulanmış orjinaline uygun kitabenin
yerine konmasının uygun olacağı
belirtilerek göreve dönülmesi halinde gerekenin
yapılacağı ifade edilmiştir.
Devletin
ve milletin genel çıkarlarını gözettiğinden
kuşku duyulmayacak olan seçkin bir kurul tarafından
yapılacak değerlendirme sonucunda ilginç bir
rastlantı olarak Giresunlu Başkanı tarafından
İçişleri Bakanlığına yapıldığı anlaşılan
uyarı sonucu dönemin İçişleri Bakanlığı Müsteşarı-Vali
Saim Çotur tarafından yazılı emir olarak
direktife bağlanan bir hususun hukukun bilinen
genel kuralları ve emir-komuta kademesi içinde
ilgili birime aktarılması; olağan boyutları dışına
çıkarılarak kimi iyi niyetli ve duyarlı çevrelerce
yanlış değerlendirilmiş, kimi maksatlı çevrelerce
de siyasi ve kişisel çıkarlara alet edilmeye çalışılmıştır.
Direktifi veren kurulun Osman Ağa’nın
hizmetlerinin yanlış yorumlanmasına son vermeyi
amaçladığından, şüphe edilemez. Ancak milli
siyaseti iç politika ve kişisel çıkar konusu
yapma kaygısı taşımayanlar; bir yandan
internet yayınlarıyla yurt içinde ki hainlerle
yurt dışında ki hasımlarımız ve özellikle
Pontuscu çevrelere propagandan malzemesi
verebilecekleri sorumluluğundan uzak davranışlar
sergilediklerinin farkına varamamışlardır.
Konunun milletvekili genel seçimleri öncesi
sansasyonel amaçla gündeme getirilmesi dikkat çekici
bir husustur. Ayrıca konunun Osman Ağa’nın değerli
ve duyarlı hemşehrileri Giresun Türk Ocakları
yerine Trabzon Türk Ocakları Şube Başkanlığınca
gündeme taşınma çabası üzerinde durulmaya değer
bir diğer husustur.
Olayın
ulusal basına yansıtılması üzerine konunun
Milli Güvenlik Kurulu adına Emekli Kurmay Albay
Hikmet Çobanoğlu tarafından izlendiği ve
yetkili makam’a bilgi sunulduğu da öğrenilmiştir.
(12
Mart 2003-www.giresungazete.net)
|