|
Gazetemiz Yazarı, Savunma ve Dış Politika Uzmanı
Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu, Atatürk'ün Muhafız
Alayı Komutanı Milis Kahraman Yarbay Topal Osman
Ağa'nın anıt mezarında bulunan kitabenin Türkçe
bölümünün tahrif edilip, Osmanlıca kısmının
tamamen silinmesine adeta ateş püskürdü.
"Osman
Ağa‘nın Kale’deki kitabesinden Koçkiri
Kürt Ayaklanması ve Yunanlılarla
olan mücadelesini anlatan bölümleri kazıyanlar
ya Yunanlıdır, ya peşmerge"
diyen Yazarımız Bayazıtoğlu,
"Eminim Abdullah Öcalan rezidansından
günlük yazdığı köşe yazılarıyla talimat
vermiş, Osman Öcalan da gelip Koçkiri
bölümünü; Savvas Kalendiridis de gelip Yunanlı
bölümünü kazımışlardır" dedi.
Bir önceki Jandarma Bölge Komutanı Baki
Onurlubaş Paşa'nın Yunanlı
yazar Yorgo Andreadis'in, Pontusçuluk
hayalini dile getirdiği kitaplarının yöreye
gizlice sokularak dağıtıldığını ve yöreye Rumlar
tarafından turizm gezisi adı altında düzenlenen
bazı turlarda, Pontusçuluk propagandasının
yapıldığı ifadelerine yer vererek
dikkat çeken Bayazıtoğlu, yazısında,
14 Ekim 2002 tarihli bazı ulusal gazetelerde yer
alan "Yunanistan Hükümeti, Karadeniz
Bölgesi’nde Pontus faaliyetlerini sürdürebilmek
amacıyla 2003 yılı için bir milyon dolarlık
bir ödenek ayırdı. Söz konusu ödenek yurt dışında
yaşayan Yunanlılar Konseyi aracılığıyla
kullanılacak" haberleri ile toplumun
geniş kesiminin olaya gerekli hassasiyeti göstermesi
gerektiğini vurguladı.
Yazısının ana temasını Giresunluların
uyanık olması gerektiği üzerine kuran Yazarımız
Hüseyin Mümtaz Bayazıtoğlu, yazısının
son bölümünde bakın nelere değindi;
"Uyan
Giresunlu!... Dedelerin sokakta bulmadı bu
vatanı..
Önce
Koçkiri’de “gönüllü”
kuvvetlerinle Kürt ayaklanmasında Atatürk’ün
“Birinci Cumhuriyet”ini korudun.
Sonra
Sakarya’da Yunanlı’ya karşı Giresun
Askerlik Şube Başkanı Binbaşı Hüseyin
Avni Alparslan komutasında, komutanıyla
beraber bütün bir alayını “gönüllü”
şehit verdin.
“Sakarya
melhamei kübrasında Giresun uşakları da vardı”..
Hem
ne vardı!!!
Git
meydana o yazıyı bir daha oku.
Şehre
yeni atanan kamu görevlileri de okusun, nerede görev
yaptıklarını öğrensin.
Söz
konusu olan salt Osman Ağa değildir,
o bir semboldür. Çıt çıkarmazsan yarın sıra
senin dedelerinin mezar taşlarına gelecektir.
Onların üzeri kazınacaktır.
Yarından
tezi yok git bak, yoksa zaten kazınmış mı?
Geçmişini
koruyamazsan, bu gününden, geleceğinden nasıl
emin olacaksın?
Çocuğunun,
torunun yüzüne nasıl bakacaksın?
Senin geçmişin yok mu, köklerin
yok mu?"
(16
Ekim 2002-www.giresungazete.net)
|